Friendster images

Şarap (Handan Gökçek) - Handan Gökçek - Sır Dökümü - Blogcu



Handan Gökçek - Sır Dökümü

8.7.2006 - Şarap (Handan Gökçek)

 

 

ŞARAP

Kendime neden bu kadar uzağım? İçimdeki o korkan çocuk yıllardır titriyor. Karanlık, Kırmızı... Babam. Karanlığın ortasında, kan gölünün içinde yatıyor hâlâ. Sol elinde silahı, parmakları gevşemiş. Parmakları kırmızı. Annem başını örtüyor. Ojelerini temizliyor tırnakları kırmızı... Tanımadığım adamlar götürüyor annemi. Sesi kulaklarımda, içimde. Tımarhanenin koridorları karanlık... Ninem lambaları yakıyor. Yetmez birçok mum yakıyor. Yetmez... Kandilleri de yakacak. Koynuna alacak beni gözyaşlarıyla yıkayacak bütün Geceeeee... Evde kırmızı ne kadar örtü, eşya varsa atıyor. “Kaç!” diyor, o eskimiş sesiyle “Kaç! Paçanı kurtarmaya bak sen. Olan oldu nasıl olsa.” Unut, diyemiyor ninem.

- Daha kaç saat o şarap kadehinin içine bakacaksın?

Sezen’in sesiyle dünyaya dönüyorum. Önümde şarap kırmızı. Koşarak lavaboya gidiyorum. Yüzüm ateş gibi yanıyor. Yüzümü yıkıyorum. Masaya dönüyorum. “Kaçma!” diyor Sezen.

- Üstüne git. Büyüdün artık. Kaçacak yaşta değilsin. Bir bak kendine. Kendi kadehini alıyor, bana doğru uzatıp:
- Hadi büyümenin şerefine, diyor.

Konuşamıyorum. Kadehi alıyorum elime. Dudaklarıma değdirip çekiyorum. Dudaklarım Kırmızı... Ölmedim. Küçük bir yudum alıyorum şaraptan. İçim kırmızı. Yine ölmedim. Sezen gülümsüyor dudaklarının üzerine bir damla düşüyor. Çocuğunun ilk adımlarını izleyen anne gibi mutlu sanki. Cesaretleniyorum, bir yudumda bitiriyorum kadehi. Gülüyoruz. Garson ikinci şişeyi getiriyor. Kırmızı gidiyoooorrrrr...

Restorandan çıkarken bir şişe daha alıyor Sezen:

- Bunu da karanlığın kucağına doğru sallanırken içeceğiz, diyor.

O sözünü ettiği parka gidiyoruz. Salıncağın birine ben, birine o oturuyor. Gece uzuyor önümüzde. Yavaşça sallanıyoruz. Karşımızda karanlık deniz. Sezen hızlanıyor. Şarap şişesinden bir yudum kendi alıyor, durup bir yudum da bana uzatıyor.

- Korkarsan yıldızlara bak. Nasıl da parlıyor! Senin o mumlarından ve kandillerinden daha güzel değil mi?

Başımı kaldırıyorum. Lacivert bir kadife üzerine serpilmiş pırlantalar gibi gökyüzü. Bir çığlık atıyorum. Karanlıkta ilk defa görüyorum gökyüzünü. Hızla sallanmaya çalışıyorum o yıldızlardan bir tane almak için. Başım dönüyor. Duruyorum. Sezen salıncakta ağlıyor. Göz göze geliyoruz. Heyecanla iniyor.

- Hadi kalk gidiyoruz, diyor.

Nereye gittiğimizi soramadan atlıyor önüme. Sahil boyunca yürüyoruz. Oradan çarşıya çıkıyoruz. Bir hediyelik eşya dükkanına girip, gümüş bir kolye alıyor bana. Kolyenin ucunda dans eden bir çift var. Işıl ışıl parlıyor.

 

                                                                                                                                                            Handan Gökçek

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu
Yorum yaz!

2006-10-24 14:27:48 - Merhabalar.

Yazan: bulutsu
Öykünüzü sevrek okudum Handan Gökçek
Bağlantı

2006-07-11 12:39:54 - Cok hoş

Yazan: ferideden
Ellerine gönlüne sağlık
sevgiyle...
Bağlantı

2006-07-11 07:31:01 - merhaba

Yazan: yusufebb
yüreğinize sağlık
Bağlantı

<- Son Sayfa :: Sonraki Sayfa ->

Hakkımda

Bağlantılar

Ana Sayfa
Profilim
Arşiv

Kategoriler

Friendster images