6.8.2007 - Düğün ( Handan Gökçek )
DÜĞÜN
Kırmızı, sarı, turuncu, mavi tüllerin içinde elleri… Ellerinde yapraklı kınalar kıvrılıyor. Sesi yanık bir adamın türküsü, yankılanıyor bozkırda. Davullar…Yürek gümbürtüsü…Dumanlı yemekler, kafalar dumanlı… Geceyi düşündükçe, şehvetle sarıyor içini on beşlik gelinin hayâli. Sapsarı gülüyor. Onca toprak helâl olsun siyah saçlarının her teline. Kesilen onca koyun azdı bile öylesi bir güzelliğe. İlk karısını alırken hiç bunları hissetmemişti. Yaşı geçtikçe içi mi coşuyordu ne?…
Pembe peçesinin altında ağlıyor dudakları. Altın bilezikli kolları dizlerinin üzerinde. Kınalı parmaklarıyla sımsıkı yapışmış kırmızı kadifeden şalvarına. Gün hiç batmasın, gece hiç olmasın. Bozkırın tozlu topraklarında, oyun oynadığı arkadaşının babasına karı mı olacaktı şimdi? Ağanın oğluna gelin gidecek sandıydı önce. Sevindiydi. Küçük kuzular gibi zıpladıydı yüreciği. Ölseydi keşke. Ablası gibi kaçsaydı o da sevdiğine. Sonra ikisini bir öldürselerdi. Bir çift öfkeli gözü üzerinde hissediyor, kafasını kaldıramıyor. Davullar…Yürek gümbürtüsü.
Bebeğine sımsıkı sarılmış, beyaz badanalı dört duvar üstüne yıkılıyor. Gözleri karşısındaki odanın tahta kapısına yapışmış, çekip alamıyor. Kendini de sallıyor bebeği ile birlikte, ne bebek avunuyor ne de kadın. Alnının ortasındaki çiçek dövmesi küçülüyor. Öfkesi ölüm kokuyor burnunun ucunda. “Büyük oğlan istiyordu bu kızı diyemedim ahh!” Diyemedim…”Kendi sesini unuturdu çoğu zaman kadın. Beş çocuğu büyütmek, davarları gütmek, ekin biçmek, gece olup da baygın yatağa düşünce üstünde herifini bulmak kolay mıydı? Şimdi herif o tazenin üstünde olacak geceleri. Ya sonra ne olacak? Oğlan ne edecek? İlk göz ağrısı, ilk bebesi. Nerede şimdi? Davulları duyunca kaçtı gitti. Davullar…Yürek gümbürtüsü…
Koştukça peşini bırakmıyor davulların sesi. Çok uzak dağlarda bir çiçek soluyor. Gücü yettiğince haykırıyor delikanlı “ Babaaa!!” Yeryüzü kayıyor ayaklarının altından. Taşa toprağa savuruyor tekmelerini. Geri dönmek yok artık. Ev, bark, kardeş, ana, baba, yâr yok.
Tüllerin arasında kayboluyor eller. Usulca akşam iniyor bozkıra. Birer birer dağılıyor erkek kalabalığı. Sesi yanık adam susuyor. Ateşler söndükçe, ağanın ateşi yükseliyor. Davullar uzaklaşıyor. Yürek gümbürtüleri kalıyor geride. Silahlar son kez patlıyor.
Renkli baş örtüleriyle iki kadın gelinin kollarına giriyor. Bir odadan diğerine sonra öbür odaya götürüyorlar. Dizlerinin bağı çözülüyor kızın. Her yer dönüyor. Bebesiyle köşeye büzüşüp kalmış kadınla göz göze geliyorlar. Gözler önlerine akıyor. Kız koşup sarılıyor kadına.”Bırakma beni” Kadın usulca itiyor kızı. Diğer kadınlar tekrar yapışıyorlar kollarına. Tahta kapıdan içeri sokup beyaz kanaviçe işli örtülerle, beyaz tüllerle süslü yatağa oturtuyorlar. Kırmızı pullarla işli bir örtüyle kapatıyorlar yüzünü… Her yer kan içinde. Ölüm kokuyor oda.
Kadın bebesine iyice sarılmış hızla sallanıyor. Odadan çıkan kadınlar onu da alıyorlar. Arka odalardan birine götürüp bırakıyorlar. Diğer çocuklar yer yataklarının üzerine oturmuş şaşkın bakıyorlar analarına. Bebesini beşiğe yatırıp çocuklarına birer birer sarılıyor. Bebek beşikte ağlıyor. Onu kucaklayıp son kez emziriyor. Çocuk emdikçe gözlerinin yeşili büyüyor.
-1-
Delikanlı toprağın, karanlığın içinde ağlıyor. Derin sessizlikte yüreğinin sesini duyuyor. Dinliyor. Ayağa kalkıp hızla köye doğru koşmaya başlıyor. Ayağı bir taşa takılıp düşüyor yeniden kalkıyor. Köye yaklaştıkça düğün alayının dağıldığını, meydanın boşaldığını görüyor. Duruyor yüreği atmıyor artık, kulakları sağır, ayakları sakat. Amcasının evinin önünde durup amca oğluna sesleniyor. Çocuk heyecanla geliyor. Av tüfeğini istiyor ondan. Çocuk önce “olmaz” diyor. Delikanlı yalvarıyor. Çocuk “Olmaz, hem ne yapacaksın bu saatte?” Ağanın düğünü şerefine sıkacağım.” diyor. Çocuk, silahı getiriyor.
Ağa odaya giriyor. Yüreğinde çalan davullar hâlâ susmamış. Titreyen elleriyle açıyor kırmızı örtüyü. Bir çift siyah göz öfkeyle bakıyor yüzüne. Sapsarı gülüyor ağa. Kız hızla ayağa kalkıp kaçmaya yelteniyor, yüzüne inen bir tokatla yıkılıyor yatağın üzerine. Bağıra bağıra ağlıyor. Ağa hızla soluyor.
Kadın, kulaklarını kapatmış; kızın ağlamasını, ağanın solumasını duymak istemiyor. Elleri yetmiyor sesleri kesmeye. Çocuklar ağlıyor. Kadın ağlıyor.
Kızın üzerindekileri yırtarcasına çıkarıyor. Kız hiç kıpırdamıyor. Gözleri görmüyor, kulakları duymuyor, eli ayağı tutmuyor, nefes alamıyor. Ağa kıllı vücuduyla uzanıyor kızın üzerine.
Bozkırda bir silah patlıyor. Köy halkı irkiliyor yataklarından. Sonra bir daha. Kadınlar, erkekler, çocuklar koşuyor köyün tozlu yollarında. Ağanın evine geliyorlar. Kadın, elinde çiftesi yatağın başında oturuyor. Ağa kanlar içinde kızın üzerinde yatıyor. Kızın gözleri tavanda, kolları iki yana açık ağanın kanları içinde titriyor. Delikanlı avluda donup kalmış kıpırdayamıyor…
Handan GÖKÇEK
|
|
Yorum yaz!
|
2007-11-02 17:25:00 - merhaba |
| Yazan: gorseldil |
33.BLOGLAR ARASI ŞİİR ETKİNLİĞİNE DAVETLİSİNİZ
Seçilen Tema: UMUT
Ayrıntılı içerik için lütfen tıklayın: http://nursen.gorsen.googlepages.com/
Yüreğinizde umutların çoğalması dileğiyle
Her dem UMUT la,
sevgi saygı ve dostlukla.
Nurşen GÖRŞEN
http://gorseldil.blogcu.com
|
| Bağlantı |
2007-10-14 16:04:57 - Ünzile |
| Yazan: mavisevdalar |
Varmadan sekizine ergin oldu Ünzile
Hem çocuk hem de kadın on ikisinde ana
Bir gül gibi al ve narin, bir su gibi saydam ve sakin
Susar kadın Ünzile..
Yağmuru kim döküyor, ünzile kaç koyun ediyor
Dayaktan uslanalı hiçbirşey sormuyor...
Bu güzel hikayedeki gerçeklerin adı Ünzile mi? Belki de yüzlerce kardeşinden biridir ha!.
YÜREĞİNİZE SAĞLIK, GÜLÜŞÜNÜZ DAİM OLSUN... |
| Bağlantı |
2007-10-13 22:51:20 - merhaba canım |
| Yazan: yust |
teklıfını aldım ama malesef ankaradayım gelemedıgımden sana başarılarının devamını dılerım.umıt ederım kı bır gun senınle tanısma fırsatı elde ederım.
unutulmamak cok guzel hemde senın tarafından.tekrar teşekkur edıyorum.
Handancım mutlaka yolun duserse bende beklerım.ankaraya:)
kıtabını da okumak ısterım benımle baglantıya gecersen sevırım
sevgılerımle
yolun acık olsun.bahtın da bereketlı olsun.
yuregı guzel arkadaşım
|
| Bağlantı |
2007-10-06 17:28:21 - selam |
| Yazan: asivemavi36 |
Mükemmel....Başka bir şey denmez buna.
Sanırım kitabınız çıktı ve maalesef ben İstanbul dışında oturuyorum, yinede kitabınızın tanıtımı konusunda blogumda yardımcı olmak isterim.
Dilerim bu yürüyüşün çok uzun ve sağlıklı olur. Zira kolay değildir kurt yazarların içinde barınabilmek. Yüreğimiz seninle her zaman.
Sağlıkla, sevgiyle. |
| Bağlantı |
2007-10-06 16:17:36 - ___KuJu_____ dAn |
| Yazan: gulcinkuju |
benim de var öykülerim. bilirim ne denli zaman alır. yerel bir gazatede köşe hazırladığım sıralarda baya bir zorlanıyordum yetiştirebilme kaygısıyla. o yüzden bu güzel öykü için tebrik ediyorum. keyifle okudum :)))) emeğinize sağlık...
sevgiler... |
| Bağlantı |
2007-09-18 00:40:39 - merhaba.. |
| Yazan: alpersari |
iyi günler..
bizler alper sarı, yusuf gündüz ve yavuz ulutürk..
biz dokuz eylül üniversitesinde "telve" isimli edebiyat ve kültür ağırlıklı bir dergi çıkarıyoruz..
henüz internet sitemizi yayına sokamamanın verdiği bir tanıtım sorunumuz var..
bu yüzden size kendimizi yeterince tanıtamayabiliriz..
ama büyük bir özveriyle çalıştığımızı bilmenizi isteriz..
şu an üçüncü sayımızın hazırlığı içerisindeyiz..
artık dosya çalışmanın zamanı geldiğini düşünerek "mekan" kavramında karar kıldık..
bir öğrenci dergisinden fazla olarak ileriki dönemlere de bu süreci taşımak niyetindeyiz..
bu yüzden yardımlarınız bizim için anlamlı..
eğer bizi daha önce yayınlanmamış hikaye ve şiirlerinizle de buluşturursanız çok seviniriz..
teşekkürler..
telvedergisi@hotmail.com
|
| Bağlantı |
2007-09-12 16:30:35 - selam |
| Yazan: beadss |
| Gün batar usul usul...Kararir Gece... Yeniden dogar hersey...." Her sey bitti" dedigin bir anda Mübarek Ramazan ayinin Gönlünde Huzur kokulu bir Gül kök salmasina vesile olmasi temennilerimle.... |
| Bağlantı |
2007-09-07 14:50:37 - yayın akışı |
| Yazan: bnc |
merhaba Handan ,
uzun süredir yokluğun farkedilmişti; ve uzun süredir yine yoksun...
Yayınlarının ndevamı ile... |
| Bağlantı |
2007-08-14 15:41:57 - selam |
| Yazan: beadss |
| MERHABA ARKADAŞIM NASILSIN NE ZAMANDIR İŞ GÜÇ BLOGUMLA UGRAŞADIM BU GÜN SİZLERİ TEK TEK ZİYARET EDİP NELER YAPMIŞSINIZ BEN YOKKEN BAKACAM KENDİNİZE İYİ BAKIN |
| Bağlantı |
2007-08-07 09:23:41 - Eylül'den |
| Yazan: huznunyuzueylul |
Ağustos'un sabah serinliğinde yaşadım yedi tepeyi, Kürdili Hicaz bir bestenin tizleri gibi.... Coşkun bir deniz, Çılgın bir ırmak gibi... Yüreğimin çağlayanları döküldü çılgınca, duygu denizine ve her damlasına selamımı yükleyip gönderiyorum size.
|
| Bağlantı |
2007-05-23 09:01:19 - .. |
| Yazan: maveradan |
| güzel bir hikaye idi.akıcı bir üslubunuz var |
| Bağlantı |
2006-12-01 14:04:32 - LOGOS SPERMATUCUS |
| Yazan: GOLDMUND |
Ruhuma tohum atıp gitmek yok öyle..
lütfen attığınız tohumların bakımını da yaparmısınız. |
| Bağlantı |
2006-11-09 05:37:34 - harika |
| Yazan: isimsiz |
sevgili handan gokcek bu makale beni cok etkiledi sizleri teprik ederim
izin verirseniz ben bu makaleyi benim kendi sitemde yayinlamak isterim dusunceniz ne olur biliyorum ama tanisma ihtiyaci duydum |
| Bağlantı |
2006-06-08 22:18:55 - harika... |
| Yazan: bekiryigit |
| Gerçekten harika bir kurgu.Tebrik ederim.Zaten kitabınız da varmış.Görmediğime üzüldüm...Lütfen yazmaya ve düşündürmeye devam ediniz.Sanatkarlar kendilerini topluma adamış kişilerdir,bir şey beklemeksizin...Saygı duydum size... |
| Bağlantı |
2006-03-27 18:33:51 - Merhaba |
| Yazan: cecilia |
| Yazınız gerçekten çok güzel. Çok beğendim. |
| Bağlantı |
|
Hakkımda
Kategoriler

|